İçeriğe geç

Kova çocuğuna nasıl davranmalı ?

Kova çocuğuna nasıl davranmalı? Bir çocuğun dünyasını anlamaya çalıştığım günler

Sizin İçin Seçtik: Kova yeni ayı ne zaman ?

Kayseri’de kışın erken çöken akşamlarından biriydi. Pencereden dışarı baktığımda sokak lambalarının altında oynayan birkaç çocuğu izliyordum. Elimde her zamanki gibi küçük siyah kaplı günlüğüm vardı. Yıllardır yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve insanların bende bıraktığı izleri yazıyorum. Bazen bir cümleyle başlayan sayfalar, saatler süren düşüncelere dönüşüyor.

O gün günlüğüme tek bir isim yazmıştım: Deniz.

Deniz, yakın bir aile dostumuzun oğluydu. Onu ilk tanıdığımda henüz küçük bir çocuktu ama diğer çocuklardan farklı bir tarafı hemen dikkatimi çekmişti. Herkes oyuncak arabalarla oynarken o, arabanın nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyordu. Herkes bir oyunun kurallarına uyarken o “Neden böyle yapmak zorundayız?” diye soruyordu.

Bazen bu soruları karşısında şaşırıyordum. Bazen de içimden “Bu çocuk gerçekten farklı düşünüyor” diyordum.

Deniz’in ailesi onun hareketli, meraklı ve biraz da inatçı olduğunu söylüyordu. Onu tanıdıkça Kova burcu özellikleriyle anlatılan birçok davranışa benzeyen yanları olduğunu fark ettim. Özgürlüğüne düşkün olması, kendi kararlarını vermek istemesi, yeni şeyler keşfetme isteği ve farklı düşünmesi sürekli kendini gösteriyordu.

O zaman aklımdan şu soru geçti: Kova çocuğuna nasıl davranmalı?

Çünkü bazı çocukları yönlendirmek kolaydır. Söylediğin şeyi yaparlar, belirli kurallara uyarlar ve alışılmış yolları takip ederler. Ancak bazı çocukların dünyasına girmek için önce onları gerçekten dinlemek gerekir.

Kova çocuğuna nasıl davranmalı? Önce onu değiştirmeye değil anlamaya çalışmak

Fesu ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Kova çocuğuna nasıl davranmalı” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.

Deniz’in annesiyle bir gün uzun uzun konuştuğumuzu hatırlıyorum. Yüzünde hem gurur hem de biraz yorgunluk vardı.

“Bazen ne yapacağımı bilmiyorum” demişti. “Çok zeki ama her şeye kendi karar vermek istiyor.”

Bu cümle aklımda kaldı.

Çünkü çocukların çoğu büyürken kendi kişiliklerini oluşturmaya çalışır. Bazıları bunu sessizce yapar, bazıları ise sürekli soru sorarak ve sınırları deneyerek gösterir. Deniz ikinci gruptaydı.

Bir gün ona odasını toplamasını söylediklerinde hemen itiraz etmişti.

“Benim eşyalarımın nerede duracağını neden başkası belirliyor?” diye sormuştu.

İlk duyduğumda biraz şaşırmıştım. Çocukça bir itiraz gibi görünüyordu ama aslında içinde büyük bir ihtiyaç vardı: kendi alanına sahip olma isteği.

Kova çocuğuna nasıl davranmalı sorusunun önemli cevaplarından biri burada ortaya çıkıyor. Onu sürekli kontrol etmeye çalışmak yerine, neden böyle düşündüğünü anlamaya çalışmak gerekiyor.

Çünkü bazı çocuklar emirle değil, açıklamayla daha kolay iletişim kurar.

Deniz’e “Çünkü ben öyle istiyorum” denildiğinde daha fazla direniyordu. Ama “Odanı düzenli tutarsan aradığın şeyi daha kolay bulursun” denildiğinde mantığını kullanıyor ve ikna oluyordu.

Bir çocuğun sorularını susturmak yerine dinlemek

Çocukken hepimizin merak ettiği şeyler vardı. Fakat zamanla bazı sorularımız cevapsız kaldı, bazı hayallerimiz “boş şeylerle uğraşma” denilerek yarım bırakıldı.

Deniz’i izlerken kendi çocukluğumu da hatırlıyordum. Ben de bazen bir şeyleri anlatmak isterken yetişkinlerin aceleyle konuyu kapattığı anları hatırlıyorum. O anlarda hissettiğim küçük kırgınlıkları bugün bile unutmadım.

Belki bu yüzden Deniz soru sorduğunda onu dinlemeye çalışıyordum.

Bir gün bana gökyüzündeki yıldızları sordu.

“Acaba başka gezegenlerde bizim gibi düşünen çocuklar var mıdır?” dedi.

O anda yüzündeki heyecanı gördüm. Küçük bir çocuğun gözlerinde kocaman bir evren vardı. İçimde garip bir mutluluk hissettim. Çünkü bazen çocukların soruları basit görünür ama aslında onların dünyayı keşfetme biçimidir.

Kova çocuğuna nasıl davranmalı diye düşünen ailelerin yapabileceği en güzel şeylerden biri, bu merakı korumaktır. Her soruya hemen cevap vermek gerekmeyebilir. Bazen sadece “Bunu düşünmen çok güzel bir şey” demek bile çocuğun kendine güvenini artırabilir.

Kova çocuğuna nasıl davranmalı? Özgürlüğünü desteklerken sınırları korumak

Deniz ile ilgili öğrendiğim en önemli şeylerden biri şuydu: Özgür bırakmak, tamamen başıboş bırakmak anlamına gelmiyor.

Bir gün bisiklete binmek için dışarı çıkmak istedi. Hava soğuktu ve annesi endişelendi.

Deniz hemen tepki gösterdi.

“Bana güvenmiyorsunuz.”

Bu cümleyi duyduğumda onun aslında bisiklete binmekten çok anlaşılmak istediğini fark ettim.

Çocuklar bazen koyulan sınırları sevgisizlik olarak algılayabilir. Oysa doğru anlatıldığında sınırlar, güven duygusunu güçlendirir.

Deniz’e “Sana güveniyoruz ama hava çok soğuk, şu saate kadar dönersen daha iyi olur” denildiğinde tavrı değişti.

O an içimden büyük bir rahatlama hissettim. Çünkü bir çocuğun özgürlük isteğiyle yetişkinlerin koruma isteği arasında denge kurulabildiğini görmek güzeldi.

Onun farklılığını sorun gibi görmemek

Bazı çocuklar kalabalığın içinde bile farklı görünür. Daha fazla düşünürler, daha fazla soru sorarlar ve bazen yetişkinleri zorlayan fikirler ortaya atarlar.

Deniz de böyleydi.

Bir aile toplantısında herkes klasik sohbetler ederken o bir anda ortaya çıkıp kendi yaptığı küçük bir projeyi anlatmaya başladı. Bazı insanlar gülümsedi, bazıları ise “Çocuk işte, ne kadar da hayal kuruyor” dedi.

Bu sözleri duyduğumda biraz üzüldüm.

Çünkü çocukların hayallerinin küçümsenmesi, onların içindeki cesareti azaltabilir.

O akşam günlüğüme şunu yazmıştım:

“Bazı çocukların kanatları görünmezdir. Onları destekleyen insanlar olduğunda uçmayı öğrenirler.”

Kova çocuğuna nasıl davranmalı sorusunun cevabı belki de tam olarak burada saklıdır. Onun farklı yönlerini düzeltmeye çalışmak yerine, bu farklılıkların nasıl güzel bir güce dönüşebileceğini görmek gerekir.

Kova çocuğuna nasıl davranmalı? Duygularını göstermesine izin vermek

Deniz dışarıdan oldukça güçlü görünüyordu. Sürekli yeni fikirler bulan, arkadaşlarını yönlendiren ve kendinden emin konuşan bir çocuktu.

Ama bir gün onu sessiz gördüm.

Okulda yaptığı bir resim yarışmasında derece alamamıştı. Eve geldiğinde hiçbir şey söylememişti. Normalde uzun uzun anlattığı şeyleri bu kez paylaşmıyordu.

Yanına oturdum.

“Üzüldün mü?” diye sordum.

Önce “Hayır” dedi.

Sonra birkaç saniye sustu ve gözleri doldu.

“Ben daha güzel yaptığımı düşünmüştüm” dedi.

O an içimde büyük bir hüzün hissettim. Çünkü güçlü görünen çocukların da kırılabileceğini bazen unutuyoruz.

Ona hemen “Boş ver, önemli değil” demedim. Çünkü bazı duygular hemen geçiştirilmek istemez.

“Bence üzülmen normal. Çünkü emek verdin” dedim.

Yüzündeki ifade biraz değişti.

Bazen çocukların ihtiyacı çözüm değil, anlaşılmaktır.

Sevgi dilini onun karakterine göre göstermek

Her çocuk sevgiyi farklı algılar. Kimi sarılmak ister, kimi güzel söz duymak ister, kimi ise birlikte geçirilen zamandan mutlu olur.

Deniz için en değerli şeylerden biri birlikte bir şey yapmaktı.

Onunla küçük deneyler yapmak, kitaplardan ilginç bilgiler konuşmak veya yeni fikirlerini dinlemek aramızdaki bağı güçlendirdi.

Kova çocuğuna nasıl davranmalı sorusuna cevap arayan kişiler için belki de en önemli nokta şudur: Çocuğa kendi istediğiniz kişiyi değil, olduğu kişiyi sevdirmek.

Bir çocuğu anlamanın bana öğrettikleri

Deniz büyüdükçe değişti. Ama merakı hiç kaybolmadı. Hâlâ yeni şeyler öğrenmeyi seviyor, farklı düşünceler ortaya atıyor.

Ben ise onun sayesinde çocuklara bakışımı değiştirdim.

Eskiden bazı davranışları sadece “inat” olarak görebilirdim. Şimdi ise altında hangi duygu olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Bir çocuk sürekli itiraz ediyorsa belki kontrol istemiyordur, sadece duyulmak istiyordur.

Bir çocuk sürekli soru soruyorsa belki sorun çıkarmıyordur, dünyayı anlamaya çalışıyordur.

Bir çocuk farklı davranıyorsa belki düzeltilmeye değil, desteklenmeye ihtiyacı vardır.

Kova çocuğuna nasıl davranmalı sorusu aslında her çocuğa yaklaşımda bize önemli bir şey hatırlatıyor: Çocuklar küçük insanlar değil, büyük duyguları olan küçük dünyalardır.

Onları dinlediğimizde, sabır gösterdiğimizde ve kendileri olmalarına izin verdiğimizde çok daha güçlü bireyler olarak büyürler.

Deniz’in yıllar önce söylediği o yıldız sorusunu hâlâ hatırlıyorum. Belki başka gezegenlerde bizim gibi düşünen çocuklar var mı bilmiyorum ama bildiğim bir şey var:

Her çocuğun içinde keşfedilmeyi bekleyen küçük bir evren var.

Bize düşen görev ise o evreni değiştirmek değil, ışığını kaybetmeden büyümesine yardımcı olmak.

Değerli Fesu okurları, “Kova çocuğuna nasıl davranmalı” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş