Kuşlar Ne Kadar Yüksekten Uçar? Gökyüzüne Baktığım Bir Kayseri Sabahının Hikâyesi
Günlüğümde Kalan Bir Gökyüzü Hatırası
25 yaşındayım ve Kayseri’de yaşarken en çok yaptığım şeylerden biri gökyüzüne bakmak. Belki çocukluktan kalan bir alışkanlık, belki de kalabalık hayatın içinde kendime ayırdığım küçük bir kaçış yolu… Her sabah işe gitmeden önce birkaç dakika pencerenin önünde durur, Erciyes Dağı’nın üzerine düşen ışığı izlerim. Bazen gökyüzü masmavi olur, bazen de gri bulutlar bütün şehri sessiz bir örtü gibi sarar.
Günlük tutmayı seviyorum. İçimde biriken duyguları, yaşadığım küçük olayları ve aklımdan geçen düşünceleri sayfalara dökmek bana iyi geliyor. Geçen kışın soğuk bir sabahında günlüğüme yazdığım bir cümle hâlâ aklımda:
“Bugün gökyüzünde süzülen kuşlara baktım ve kendime sordum: Kuşlar ne kadar yüksekten uçar?”
Bu soru aslında sadece kuşların ulaştığı yüksekliği merak ettiğim için aklıma gelmemişti. O gün hayatımda büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım. Uzun zamandır emek verdiğim bir planım istediğim gibi sonuçlanmamış, kendimi sanki olduğum yerde sıkışıp kalmış gibi hissetmiştim. Gökyüzünde özgürce hareket eden kuşları görünce içimde garip bir duygu oluştu. Onlar yükseliyordu, ben ise olduğum yerde ağırlaşmış gibiydim.
Erciyes’in Üzerinde Kaybolan Kuşların Peşinde
Bir Sabah Yürüyüşü ve Beklenmedik Bir Karşılaşma
O gün karar verdim ve dışarı çıktım. Kayseri’nin soğuğu yüzümü kesiyordu ama yürümeye ihtiyacım vardı. Bazen insanın içinde öyle duygular birikir ki, konuşarak anlatamaz. Sadece yürümek, sessiz kalmak ve biraz uzaklaşmak ister.
Mahallemden uzaklaşıp daha sakin bir yere doğru ilerledim. Yanımda küçük defterim vardı. Her zaman taşıdığım o eski defter… İçine bazen birkaç cümle, bazen sadece tek bir kelime yazıyorum.
Yolun kenarında durduğum sırada yukarı baktım. Bir grup kuş, gökyüzünde büyük bir uyumla hareket ediyordu. Kanatlarını neredeyse hiç acele etmeden çırpıyor, rüzgârın yönünü kullanarak yükseliyorlardı.
O an aklıma yeniden aynı soru geldi:
Kuşlar ne kadar yüksekten uçar?
Bu sorunun cevabını öğrenmek istiyordum ama aslında aradığım şey sadece bir rakam değildi. Kuşların ne kadar yükseğe çıktığını değil, benim kendi hayatımda ne kadar yükselebileceğimi düşünüyordum.
Bazı kuşlar birkaç yüz metre yüksekte süzülürken bazıları binlerce metreye ulaşabilir. Göç eden kuşlar kıtalar arasında yol alırken çok yüksek irtifalara çıkabilir. Bazı büyük kuşlar ise dağların üzerinden geçebilecek kadar yükseğe ulaşabilir. Gökyüzünün onlar için bir sınırı yok gibidir.
Ben ise o gün kendi sınırlarımı sorguluyordum.
Kaybettiğimi Sandığım Şeylerin Ardındaki Umut
O sabah kendimi çok kırgın hissediyordum. Hayallerimden birinin gerçekleşmemesi bana ağır gelmişti. İnsan bazen bir kapının kapanmasını bütün yolların bittiği şeklinde yorumluyor. Ben de öyle yapmıştım.
Ama kuşlara bakarken fark ettiğim bir şey oldu. Onlar yükselirken her zaman düz bir çizgi izlemiyor. Bazen aşağı doğru süzülüyor, bazen rüzgâra karşı mücadele ediyor, bazen de bir süre bekleyip yeniden yükseliyorlar.
Hayat da biraz böyle değil mi?
Her düşüş başarısızlık anlamına gelmiyor. Bazen sadece yeniden güç toplamak için verilen bir ara oluyor.
Bunu fark ettiğim anda içimde küçük bir umut ışığı yandı. Hayal kırıklığım tamamen geçmedi. Hâlâ üzgündüm, hâlâ içimde bir ağırlık vardı. Ama artık o ağırlığın beni yere bağlamasına izin vermek istemiyordum.
Kuşların Gökyüzündeki Sessiz Öğretisi
Özgürlüğün Yükseklikle Değil, Cesaretle İlgisi
O günden sonra kuşlara bakışım değişti. Önceden onları sadece güzel görüntüler olarak görürdüm. Şimdi ise her uçuşlarında farklı bir hikâye olduğunu düşünüyorum.
Bir kuşun ne kadar yüksekten uçtuğu elbette türüne, hava şartlarına ve yaşam biçimine bağlıdır. Kartallar, akbabalar ve bazı göçmen kuşlar çok yüksek irtifalara çıkabilir. Bazı kuşlar ise ağaçların arasında, evlerin üzerinde ya da şehir sokaklarında uçar.
Ama bana göre önemli olan yükseklik değil.
Çünkü gökyüzünde küçük bir kuşun bile kendine ait bir yolu var.
Bunu düşündüğümde kendi hayatımı da daha farklı görmeye başladım. Herkesin yükselme şekli aynı değil. Bazıları hızlı ilerliyor, bazıları yavaş adımlarla yol alıyor. Bazıları genç yaşta büyük başarılar elde ediyor, bazıları ise yıllar boyunca kendi yolunu arıyor.
Ben de kendi yolumu arıyordum.
25 yaşında olmak bazen garip bir his veriyor. Bir yanım hâlâ çocuk gibi hayal kuruyor, diğer yanım ise gelecekle ilgili sorumlulukların ağırlığını hissediyor. Bazen kendime çok sert davranıyorum. Daha fazlasını yapmalıydım, daha erken başlamalıydım, daha cesur olmalıydım diye düşünüyorum.
Ama o kuşlar bana başka bir şey öğretti.
Uçmak için önce kanatlarını kullanmayı öğrenmek gerekir.
Günlüğümdeki En Değerli Sayfa
Bir Sorunun Beni Değiştirdiği Gün
O akşam eve döndüğümde yine günlüğümü açtım. Sayfanın başına büyük harflerle şu soruyu yazdım:
“Kuşlar ne kadar yüksekten uçar?”
Altına ise kendi cevabımı ekledim:
“Bir kuşun ulaşabileceği yükseklik, onun kanatlarının gücü kadar cesaretine de bağlıdır.”
Belki bu bilimsel bir cevap değildi ama benim için gerçek anlam taşıyordu.
Çünkü o gün gökyüzüne bakarken sadece kuşları izlemedim. Kendimi de gördüm. Korkularımı, umutlarımı, yarım kalan hayallerimi ve yeniden başlama isteğimi gördüm.
Hayatımda hâlâ belirsizlikler var. Hâlâ bazı sabahlar uyandığımda gelecekle ilgili endişeleniyorum. Hâlâ istediğim her şey hemen gerçekleşmiyor. Fakat artık küçük bir başarısızlığın beni tamamen durdurmasına izin vermiyorum.
Çünkü gökyüzünde uçan kuşlar bana sabrı hatırlatıyor.
Bir kuş bazen rüzgâra karşı mücadele eder, bazen yorulur, bazen dinlenir. Ama zamanı geldiğinde tekrar kanatlarını açar.
Gökyüzüne Baktığımda Artık Farklı Bir Şey Görüyorum
Kayseri’den Gökyüzüne Uzanan Küçük Bir Hikâye
Bugün hâlâ Kayseri’de aynı gökyüzüne bakıyorum. Erciyes’in üzerinde süzülen kuşları gördüğümde içimde farklı bir heyecan oluşuyor. Çünkü artık onların sadece uçtuğunu değil, mücadele ettiğini de biliyorum.
Bir kuşun yüksekten uçması bana artık sadece fiziksel bir hareket gibi gelmiyor. Bana hayallerin peşinden gitmeyi, düşsen bile tekrar başlamayı ve kendi yolunu bulmayı hatırlatıyor.
Belki hiçbirimiz bir kuş gibi gökyüzünde özgürce süzülemeyeceğiz. Belki hayatımızda sürekli karşımıza çıkan engeller olacak. Ama yine de içimizde yükselmek isteyen bir taraf var.
Ben o tarafımı artık daha çok dinliyorum.
Bazen sabahları pencerenin önünde durup birkaç dakika gökyüzünü izliyorum. Kuşlar geçerken içimden aynı soruyu geçiriyorum:
“Kuşlar ne kadar yüksekten uçar?”
Sonra gülümsüyorum.
Çünkü artık biliyorum ki asıl mesele ne kadar yükseğe çıktığımız değil, uçmaya devam edecek cesareti bulup bulamadığımızdır.
Okuyucularımıza “Kuşlar ne kadar yüksekten uçar” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Fesu ekibi olarak bizi okumaya devam edin!