İçeriğe geç

Kelam ilmine göre bilgi edinme yolları nelerdir ?

Kayseri’nin Soğuk Akşamında Başlayan Soru

Kayseri’de akşamlar başka oluyor. Hele sonbahar geldiyse… Hava ayaz gibi insanın içine işliyor ama nedense bazı geceler insan yalnızca üşümüyor; düşünceler de içini kemiriyor. O gece de öyleydi. Cumhuriyet Meydanı’ndan eve doğru yürüyordum. Elimde yarım kalmış bir kahve, kulağımda eski bir Ahmet Kaya şarkısı vardı. İnsan bazen yürürken bile geçmişini sırtında taşıyor. Ben o gece bunu çok hissettim.

25 yaşındayım. Günlük tutuyorum yıllardır. Kimse bilmez. Çünkü bazı şeyleri anlatmak kolay olmuyor. İnsan bazen konuşunca küçülüyor ama yazınca toparlanıyor. Eve gelince montumu sandalyeye bıraktım, defterimi açtım. Sayfanın başına şunu yazmışım:

“İnsan gerçekten neyi bilirse huzur bulur?”

Uzun süre o cümleye baktım. Çünkü son zamanlarda her şey birbirine karışmıştı. İnsanların kesin konuşmaları, sosyal medyada herkesin her şeyi biliyor gibi davranması, sürekli fikir savaşı… Bunların arasında kendi iç sesimi duyamıyordum artık.

Sonra üniversiteden eski arkadaşım Mustafa geldi aklıma. İlahiyat okuyordu. Aylar önce bana “Kelam ilmine göre bilgi edinme yolları”ndan bahsetmişti. O zaman fazla üstünde durmamıştım ama o gece nedense zihnimin tam ortasına oturdu o konu.

Bir Çay Ocağında Duyduğum Cümle Hayatımı Karıştırdı

Ertesi gün Hunat taraflarında küçük bir çay ocağında Mustafa’yla buluştuk. Hava kapalıydı. Kayseri’nin gri gökyüzü insana bazen yaşlanmış gibi hissettiriyor. Çayın buharı yükselirken ona bir anda şunu sordum:

“İnsan doğru bilgiye nasıl ulaşır?”

Gülümsedi. O sakinliği hep sinirimi bozmuştur biraz. Çünkü ben hep içi karmakarışık biriydim.

“Kelam ilmine göre bilgi edinme yolları üç temel başlıkta incelenir,” dedi.

O an sadece dinledim.

Duyular

“İlk yol duyulardır,” dedi.

Gözümüzle görmek, kulağımızla işitmek, dokunmak…

Aslında ne kadar sıradan geliyor değil mi? Ama Mustafa konuşurken bir anda çocukluğum geldi aklıma. Annemin tandır başında ekmek yaptığı günler… Sobanın sıcaklığı… Kar yağarken camın buğusuna isim yazışım…

İnsan önce hissederek öğreniyor gerçekten.

Ama sonra içimde bir kırgınlık yükseldi. Çünkü duyular bazen insanı yanıltıyor. Birini çok iyi sanıyorsun mesela. Sesine güveniyorsun, bakışına inanıyorsun. Sonra bir gün hiç tanımadığını anlıyorsun.

Mustafa bunu anlamış gibi devam etti:

“Duyular bilgi verir ama her zaman kusursuz değildir.”

İşte tam o cümlede sustum.

Çünkü hayatım boyunca en büyük hayal kırıklıklarımı hep “emin olduğum” insanlarda yaşamıştım.

Akıl

Sonra ikinci bilgi edinme yolundan bahsetti:

“Akıl.”

Çayın son yudumunu alırken dışarı baktım. Bir çocuk yağmur altında simit satıyordu. İçimde garip bir sızı oluştu. Akıl… İnsan bazen aklıyla her şeyi çözebileceğini sanıyor ama duygular devreye girince bütün mantık dağılıyor.

Ben bunu çok yaşadım.

Birini unutmanın doğru olduğunu biliyordum mesela ama kalbim kabul etmiyordu. Akıl başka, insanın içi başka konuşuyordu.

Mustafa şöyle dedi:

“Kelam âlimlerine göre akıl, doğruyu yanlıştan ayırmada çok önemlidir. İnsan aklı sayesinde Allah’ın varlığını, evrendeki düzeni ve birçok hakikati anlayabilir.”

Bu cümle beni derinden etkiledi. Çünkü son zamanlarda inançla ilgili çok düşünüyordum. İnsan bazı geceler gökyüzüne bakınca küçücük hissediyor. Ben özellikle Erciyes’e baktığım zaman bunu hissediyorum. O heybetin karşısında insanın kibri parçalanıyor.

Akşam eve dönerken otobüs camından dışarı baktım. Şehir ışıkları yağmurla bulanıyordu. O an şunu düşündüm:

Belki de insanın en büyük sorunu, her şeyi bildiğini sanması.

Gece Günlüğüme Yazdığım Satırlar

O gece defterime uzun uzun yazdım. Saat gece 2 olmuştu. Herkes uyuyordu ama benim zihnim susmuyordu.

“Bilgi insanı neden bazen huzura değil de korkuya götürüyor?”

Bu sorunun cevabını düşünürken Kelam ilmindeki üçüncü bilgi edinme yolu geldi aklıma.

Doğru Haber

Kelam ilmine göre bilgi edinmenin bir diğer yolu da doğru haberdir. Yani güvenilir kaynaktan gelen bilgi.

Bu konu beni çok sarstı.

Çünkü çağımızda en zor şey ne biliyor musunuz? Kime güveneceğini bilmek.

Herkes konuşuyor.

Herkes yorum yapıyor.

Herkes kesin cümleler kuruyor.

Ama kim doğru söylüyor?

Telefonumu kapattım o gece. Sosyal medyada saatlerce dolaşınca insanın ruhu yoruluyor. Herkes mutlu gibi, herkes başarılı gibi… Sonra kendi hayatına bakıyorsun ve eksik hissediyorsun.

İşte o an Kelam ilmindeki “haber-i sadık” kavramını düşündüm. Güvenilir haber…

İnsan hayatında da böyle değil mi zaten?

Kalbimizi kime teslim edeceğimizi bilemiyoruz çoğu zaman.

Bir arkadaşının sözüne inanıyorsun, sonra arkanı dönünce hakkında konuştuğunu öğreniyorsun. Bir ilişkiye güveniyorsun, sonra ortada bırakılıyorsun.

Ben bunları yaşadım.

O yüzden o gece defterime şunu yazdım:

“Belki de insanı en çok yoran şey bilgisizlik değil, yanlış bilgi.”

Erciyes’in Eteğinde Hissettiğim Şey

Bir hafta sonra tek başıma Erciyes tarafına gittim. Hava inanılmaz soğuktu. Kar henüz tam yağmamıştı ama dağın zirvesi bembeyazdı.

Orada otururken hayatımı düşündüm.

25 yaşındayım ama bazen kendimi çok yaşlı hissediyorum. İnsan erken yorulabiliyormuş meğer. Özellikle fazla düşünüyorsa…

Telefonumun notlar kısmına şunu yazdım:

“Kelam ilmine göre bilgi edinme yolları aslında insanın kendini bulma yolları gibi.”

Duyular…

Akıl…

Doğru haber…

Aslında insan bütün hayatını bunların arasında geçiriyor.

Gördüklerine inanıyor.

Düşündükleriyle karar veriyor.

Duyduklarıyla yön değiştiriyor.

Ve bazen hepsinde yanılıyor.

O an rüzgâr yüzüme çarparken garip bir huzur hissettim. Uzun zamandır ilk kez zihnim biraz sessizdi. Çünkü her şeyi çözmek zorunda olmadığımı fark ettim.

İnsan bazen sadece aramalı.

İnanç ve Şüphe Arasında Kalmak

Bunu itiraf etmek zor ama bazı dönemler çok sorguladım. Her şeyi…

Hayatı…

Kaderi…

İnsanları…

Kendimi…

Ama galiba sorgulamak kötü bir şey değil. Çünkü düşünmeyen insan hissizleşiyor bir süre sonra.

Kelam ilmi de zaten insanın aklını kullanmasını önemseyen bir alan. Körü körüne kabul değil; düşünmek, anlamaya çalışmak…

Bu bana iyi geldi.

Çünkü yıllardır ilk kez kendimi suçlu hissetmeden soru sorabildim.

Annemin Sessizliği

Bir akşam annem mutfakta mantı yapıyordu. Televizyon açıktı ama kimse izlemiyordu. Yanına oturdum.

Bir anda bana şunu söyledi:

“Sen son zamanlarda çok dalgınsın.”

Anneler hissediyor gerçekten.

Ne diyeceğimi bilemedim.

Sonra ona Kelam ilminde bilgi edinme yollarını anlattım biraz. Duyular, akıl ve doğru haber…

Sessizce dinledi.

Sonra sadece şunu dedi:

“İnsan bazen kalbiyle de anlıyor bazı şeyleri.”

İşte o cümle beni mahvetti.

Çünkü annem akademik konuşmaz hiç. Ama bazı insanların bilgisi kitaplardan değil, yaşadıklarından geliyor.

Gözlerim doldu ama belli etmedim.

Bugün Hâlâ Öğreniyorum

Şimdi bu satırları yine Kayseri’de, odamın küçük masasından yazıyorum. Dışarıda rüzgâr var. Cam hafif sallanıyor. Çayım soğumuş.

Ama içimde uzun zaman sonra ilk kez küçük de olsa bir umut var.

Kelam ilmine göre bilgi edinme yolları bana sadece teorik bir konu gibi gelmiyor artık. Çünkü bu mesele insanın hayatına dokunuyor.

Duyular bana her gördüğüme hemen inanmamam gerektiğini öğretti.

Akıl, düşünmenin korkulacak bir şey olmadığını gösterdi.

Doğru haber ise güvenin ne kadar değerli olduğunu…

Belki hâlâ birçok şeyi bilmiyorum. Hatta çoğu zaman kafam çok karışıyor. Ama artık şunu biliyorum:

İnsan bazen doğru cevaplardan önce doğru soruların peşine düşmeli.

Ve galiba büyümek tam olarak böyle bir şey.

Bir gece defterine soru yazıp yıllar sonra o sorunun içinde kendini bulmak gibi…

Bu yazımızın sonunda sizi yalnız bırakmıyoruz; “Kelam ilmine göre bilgi edinme yolları nelerdir” hakkında aklınıza takılan her şeyi Fesu üzerinden sorabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş